Ayışığı Altında Uykucu Tavşan

Bir varmış bir yokmuş… Yumuşak otların arasına serilmiş küçük bir tepe varmış. Bu tepenin eteklerinde, pamuk gibi bembeyaz bir tavşan yaşarmış. Adı Pofuduk’muş. Pofuduk’un en sevdiği şey, gün batımından sonra gökyüzünü dinlemekmiş. Evet, gökyüzü konuşurmuş; çünkü rüzgâr her akşam ağaçların yapraklarında fısıltılar taşır, yıldızlar ise usul usul göz kırparmış.

Pofuduk o akşam da ay ışığının altına oturmuş. Burnunu gökyüzüne doğru uzatmış ve “Deriiiin bir nefes al, yavaşça ver” diye kendi kendine mırıldanmış. Kocaman kulaklarıyla ağaçların ritmini dinlemiş: hooop—pışşş, hoop—pışşş. Nefes alırken karnı bir balon gibi şişiyor, verirken yavaşça iniyormuş. O sırada yakındaki çalıların arasından minik bir sincap başını uzatmış.

— Uyku saatin mi geldi Pofuduk?

— Henüz değil, demiş Pofuduk. Önce ay ışığının ninnisini dinleyeceğim.

Sincap omzundaki fındıkları yere koyup yanına oturmuş. İkisi birlikte dört sayıda nefes alıp, altı sayıda nefes vermeye başlamışlar. Rüzgârın ritmiyle uyumlanınca, kalplerinin de yavaşladığını fark etmişler. Bu sırada tepeden aşağı bir kaplumbağa ağır ağır yaklaşmış.

— İyi akşamlar çocuklar, demiş. Gece yolculuğum var da, sakinleşmek için yanınıza geldim.

Pofuduk gülümsemiş. — O zaman birlikte sayalım: Bir, iki, üç, dört… verirken altıya kadar: bir, iki, üç, dört, beş, altı.

Ay ışığı tepeden ovaya süzülürken, yakınlardaki gölette su yüzeyi sanki gümüşe dönmüş. Kurbağalar bile bugün daha yumuşak seslerle vrak vrak diyormuş. Gökyüzünde bir bulut ağır ağır ilerlemiş, ayın önünden geçerken bütün tepe loş bir oyuncağa dönüşmüş. Pofuduk, sincap ve kaplumbağa, karanlıktan korkmadıklarını hissetmişler; çünkü yan yana ve aynı ritimde nefes alıp veriyorlarmış.

Bir süre sonra, ormanın derinlerinden, incecik bir ağlama sesi gelmiş. Pofuduk kulaklarını dikmiş. — Sanırım biri korkuyor.

Sesi takip etmişler ve çalıların arasından küçük bir kirpi çıkmış. Sırtındaki minik dikenler titriyormuş.

— Annemi kaybettim, demiş kirpi, gözleri dolu dolu. Karanlık olunca kalbim hızlı hızlı çarpıyor.

Pofuduk, kirpinin yanına çömelip “Şimdi birlikte nefes alalım” demiş. Elini kirpinin kalbinin üzerine koymuş. — Bak, önce burnundan mis gibi havayı içeri al, sonra sanki bir mumu söndürür gibi yavaşça ver. Ben senin yanındayım.

Birlikte üç kez derin nefes alıp vermişler. Kirpinin gözlerindeki titreme azalmış. Sincap fısıldamış: — Ay, biz nefes aldıkça daha parlak görünmüyor mu?

O anda gökyüzünden, ince altın tozları gibi parıltılar dökülmeye başlamış. Ay, sanki ormanın üstünde bir ninni söylüyormuş. Kaplumbağa başını kaldırıp mırıldanmış:

— Ayışığı bazen en güzel ninniyi söyler. Dinlersen, içinde bir güvende olma hissi doğar.

Pofuduk kirpinin elinden tutmuş. — Seni annenle buluşturalım. Ama önce tepenin zirvesine çıkalım. Oradan tüm ormanı görebiliriz.

Yavaş yavaş zirveye tırmanmışlar. Zirveye vardıklarında, uzaklarda parlayan iki sarı ışık görmüşler. Pofuduk gözlerini kısarak bakmış — o iki ışık, bir kirpi ailesinin küçük evinden geliyormuş. Pofuduk, kirpiye dönmüş: — Bak, ışıklar sana yol gösteriyor.

Kirpi gülümsemiş, kalbi artık daha sakin atıyormuş. Hep birlikte evin yoluna koyulmuşlar. Yolda, herkes sırayla hooop—pışşş ritminde nefes alıp vermiş. Yol boyunca sincap, “En sevdiğim fındığın kokusu da böyle nefes alınca daha güzel” demiş; kaplumbağa ise, “Uzun yolculuklar bile kısa gelir, nefesin ritmini bulunca” diye eklemiş.

Kirpinin evine vardıklarında, annesi kapıda belirmiş. Gözlerinden sevinç yaşları süzülmüş. — Canım yavrum! Nerelerdeydin?

Minik kirpi annesine sarılmış. — Korkmuştum, ama arkadaşlarım yanımdaydı. Birlikte nefes aldık; ay ışığı bize yol oldu.

Kirpinin annesi Pofuduk’a dönmüş. — Teşekkür ederim. Bazen küçücük bir nefes, bir kalbi kocaman yapar.

O gece, Pofuduk ve arkadaşları tepeye geri dönmüşler. Ay, artık gökyüzünde daha yuvarlakmış; sanki onları izliyor, gülümseyerek ışığını yayıyormuş. Pofuduk çimenlere uzanmış. Dörtte alıp altıda verirken göz kapakları ağırlaşmış. Sincap omzundaki fındıklardan birini yastık yapmış, kaplumbağa kabuğuna çekilip hafifçe horlamaya başlamış. Tepe, bir battaniye gibi sıcak, rüzgâr ise bir ninni gibi yumuşakmış.

Pofuduk, uykuya dalmadan önce mırıldanmış: — Buradayım, güvendeyim, nefesimle sakinim.

Ve ay ışığı, üç küçük dostun üstünde bütün gece boyunca yumuşacık parlamış…

Önerilen İllüstrasyon Notu: Ay ışığında tepe, Pofuduk (beyaz tavşan), sincap, kaplumbağa ve minik kirpi; hepsi çimenlerde uyuklarken gökte parlak ay ve altın tozları.

Benzer Yazılar

  • Renkli Rüyalar Ülkesi

    Bir zamanlar, gökyüzü kadar mavi, ağaçları kadar yeşil bir ülkede, Renkli Rüyalar Ülkesi adında bir yer vardı. Bu ülkede herkes neşe içinde yaşar, her gün yeni maceralar peşinde koşardı. Ancak, bu masal ülkesinin en büyük sırlarından biri vardı: Her gece, uykuya dalan çocukların rüyaları bu ülkede şekillenir, onlara eşlik eden hayvan dostları tarafından koruma altına…

  • Büyülü Orman ve Yıldızlı Gece

    Bir zamanlar, uzak diyarların birinde, büyük ve büyülü bir orman vardı. Bu orman, rengarenk çiçekler, yüksek ağaçlar ve nehirler ile doluydu. Ormanın derinliklerinde ise minik bir köy bulunmaktaydı. Bu köyde Elif adında sevimli bir kız çocuğu yaşardı. Elif, maceralarını ve hayallerini gerçekleştirmek için her gün ormanda gezinir, hayvanlarla dostluk ederdi. Elif’in en büyük hayali, bir…

  • Küçük Gölcük’teki Macera

    Bir zamanlar, yemyeşil ormanların ortasında, küçük bir gölün kenarında yaşayan sevimli bir ördek vardı. Bu ördeğin adı Mavi’ydi. Mavi, her gün gölün üstünde yüzmekten, güneşin altında dinlenmekten ve arkadaşlarıyla oyun oynamaktan çok keyif alıyordu. Ormanın iç kısmında ise rengarenk çiçekler açar, kuşlar cıvıldar, rüzgar hafifçe eserdi. Mavi’nin en yakın arkadaşı, ona her zaman destek olan…

  • Renkli Arabalar ve Maceralar

    Bir varmış bir yokmuş, uzak bir ülkede, rengarenk bir çekirdek kasaba varmış. Bu kasabanın en büyük özelliği ise, burada yaşayan araçların her birinin canlı bir kişiliğe sahip olmasıymış. Küçük çocuklar, bu araçları her gün sokaklarda görmekten büyük mutluluk duyarlarmış. Bu masal, "2 yaş arabalar masalı" olarak anılırmış, çünkü en küçük yaş grubundaki çocuklar için en…

  • Kayıp Şehir Masalı

    Bir zamanlar, yeşilin her tonunun iç içe geçtiği, çiçeklerin en güzel renklerle açtığı, nehirlerin coşkuyla aktığı bir orman vardı. Bu ormanın en derin köşelerinde, kimsenin bilmediği bir kayıp şehir saklıydı. Bu şehir, bir zamanlar insanların yaşadığı, neşeyle dolup taştığı ama bir gün kaybolup giden, masallar arasında yerini almıştı. Ormanın bir kenarında, küçük bir köy vardı….

  • Ormanın Gizemi

    Bir zamanlar, yemyeşil bir ormanın derinliklerinde, Melodi adında küçük bir kız yaşardı. Melodi, ormanın tüm sırlarını keşfetmek için her gün oraya gider, ağaçların hışırtısı ve kuşların cıvıltısı eşliğinde yeni maceralara atılırdı. Bir gün, ormanın en derin noktasında bir şey fark etti. Ağaçların arasından parlayan bir ışık görmüş ve merakla o tarafa doğru ilerlemişti. Ormanın derinliklerinde…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir