Kayıp Renklerin Tren Yolculuğu

Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarların birinde, renklerin dans ettiği bir köy varmış. Bu köyde yaşayan herkes, hayatın neşesini renklerden alırmış. Ama bir gün, köyün ortasında büyük bir üzüntü belirmiş. Renkler kaybolmuş! Gökyüzü griye, çiçekler solgun bir renge bürünmüş. İnsanlar bunalımda, çocuklar neşesiz kalmış. Kimse artık gülememiş.

Bir sabah, köyün en meraklı çocuğu olan Zeynep, kaybolan renkleri bulmak için bir macera tren masalı dinlemiş. Masalda, renklerin bir trenle uzak diyarlara götürüldüğünden bahsediliyormuş. Zeynep, bu masaldan çok etkilenmiş ve hemen trenin peşine düşmeye karar vermiş. Arkadaşları Ali ve Merve de ona katılınca, küçük bir grup olmuşlar.

Yola Çıkış

Zeynep, Ali ve Merve, köyün dışındaki eski rayların yanına gitmişler. Orada paslı bir tren bulmuşlar. Tren, renklerin kaybolduğu yere gitmeye hazır görünüyor. Kapıları hafifçe açıldığında, içeri girmeye cesaret etmişler. Trenin içinde rengarenk koltuklar, parlayan lambalar ve şarkılarla dolu bir atmosfer varmış.

“Bu bizim macera trenimiz!” demiş Zeynep heyecanla. “Renkleri bulmak için bu trene binmeliyiz.” Arkadaşları da sevinçle onaylamış. Hemen oturup kapıyı kapatmışlar. Tren hareket etmeye başlamış ve yolda giderken gökyüzü yavaş yavaş maviye dönerken, etraflarındaki ağaçların yaprakları yeniden yeşermeye başlamış.

Renkleri Ararken

Trenin içindeki tuhaf atmosfer, yolculuğu daha da ilginç hale getirmiş. Zeynep, Ali ve Merve, her istasyonda değişik maceralar yaşamışlar. İlk duraklarında, karşılarına bir grup tavşan çıkmış. Tavşanlar bembeyaz ve çok mutlu görünüyormuş.

“Merhaba çocuklar! Neden buradasınız?” diye sormuş tavşanlardan biri.

“Renkleri bulmak için yola çıktık,” demiş Zeynep. “Sizce nerede olabilirler?”

Tavşanlar birbirine bakmış ve ardından en sevimli tavşan, “Renkler, Gökkuşağı Ülkesi’nde saklanıyor. Oraya gitmek isterseniz, trenin arka tarafına gidin!” demiş.

Çocuklar hemen trenin arka tarafına geçmişler ve tren hızla Gökkuşağı Ülkesi’ne doğru ilerlemeye başlamış. Yol boyunca bulutların üstünde dans eden renkli kuşlar görmüşler ve onlarla oynamışlar. Nihayet Gökkuşağı Ülkesi’ne vardıklarında, tüm keskin renklerin etraflarını sardığını görmüşler.

Gökkuşağındaki Sır

Gökkuşağı Ülkesi, göz alıcı bir yer olmuş. Her renk, ağaçların yapraklarında, çiçeklerde ve gökyüzünde parlıyormuş. Ancak, renklerin gizeminin peşindelerken, birden bir gök kuşağı oluşmuş ve gökyüzünde rengarenk bir kapı açılmış. Kapının önünde, bir renk bekçisi duruyormuş.

“Hoş geldiniz çocuklar!” demiş bekçi. “Renkler, yalnızca mutlu olanlara açılır. Neşenizi kaybetmiş gibi görünüyorsunuz. İlk önce kendi iç huzurunuzu bulmalısınız.”

Zeynep, biraz düşündükten sonra, “Ama biz kaybolmuş renkleri bulmaya geldik!” demiş.

“Evet, ama kaybolan renkler önce sizin iç dünyanızda buluşmalı. Gülümsemekle başlayın,” demiş bekçi.

Çocuklar, birbirlerine gülümseyerek, ellerini havaya kaldırmışlar ve dans etmeye başlamışlar. İlerledikçe, içlerindeki neşe yeniden uyanmış ve renkler etraflarında parlamaya başlamış. Gökkuşağındaki renkler, çocukların sevgi dolu kalplerinden çıkıp, etrafa yayılmaya başlamış.

Renklerin Dönüşü

Sonunda, bekçi gülümseyerek, “Artık hazırsınız!” demiş. “Renkler sizinle birlikte geri dönecek.” O anda, tüm renkler çocukların etrafında dönerken, neşeli bir melodi çalmaya başlamış. Trenin kapıları açıldığında, renkler çocukların yanına gelmiş ve onları kucaklamış.

Zeynep, Ali ve Merve, kaybolan tüm renkleri geri getirdikleri için mutlu olmuşlar. Trenin içindeki renkli koltuklar, onların gülümsemelerinin renginden oluşuyormuş. Tren yeniden hareket ettiğinde, Gökkuşağı Ülkesi’nden ayrılıp köylerine doğru yola çıkmışlar.

Köylerine vardıklarında, renkler tüm köyü sarmış. Gökyüzü yeniden mavi, çiçekler rengarenk olmuş. İnsanlar gülümsemeye başlamış ve çocuklar, bu renkli dünyanın tadını çıkarırken bütün köyde festival havası oluşmuş.

Artık herkes mutlu ve neşeliydi. Zeynep, Ali ve Merve, bu muhteşem macerayı hiçbir zaman unutmamışlar ve her akşam masallarında kendi macera tren masalı olarak bu hikayeyi anlatmışlar.

Ve böylece, köydeki tüm renkler bir daha hiç kaybolmamış. Renklerin uyum içinde dans ettiği bu sihirli köy, her gün yeni bir macera dolu günle şenlenmiş. Herkes biliyormuş ki, renkler sadece dışarıda değil, içeride de var; sevinçle, dostlukla, gülümseme ile buluşabiliyorlarmış.

Sonunda, Zeynep, Ali ve Merve, yeni maceralar için daha çok renk bekleyerek, güneşin batışını izlemeye devam etmişler. Renkli dünyalarında, hayatları boyunca birbirlerine olan dostlukları hiç eksik olmamış.

Ve masal burada biter. Ama bilirsiniz ki, masallar asla bitmez; çünkü her yeni gün yeni bir maceranın kapısını açar.

Benzer Masallar

Benzer Yazılar

  • Uzayda Kaybolan Yıldız

    Bir zamanlar, parıltılı yıldızların arasında, küçük bir gezegen olan Zirnaya’da, neşeli bir çocuk yaşarmış. Adı Mavi’ydi. Mavi, uzayı çok severdi. Her gece penceresinin önüne oturur, yıldızlara bakar ve onları hayal ederdi. Özellikle de 6 yaş uzay masalı dinlemeyi çok severdi. Anne ve babası, her akşam ona farklı bir uzay hikayesi anlatırdı. Bir gece, Mavi uykudan…

  • Prenses Mavi’nin Macerası

    Bir varmış bir yokmuş, uzak bir krallıkta Prenses Mavi adında bir kız yaşarmış. Mavi, masal kitaplarını çok sever, her gün yeni maceralar hayal edermiş. Ancak en çok hayalini süsleyen şey, bir gün gerçek bir macera yaşamaktı. Prenses Mavi'nin hayal gücü o kadar genişti ki, sık sık nehir kenarında oturup kalemini eline alır, hayallerini resmedermiş. Prenses…

  • Şeker Diyarı’nın Renkli Macerası

    Bir zamanlar, uzaklarda renklerle dolu, neşeli bir diyar vardı. Bu diyarın adı Şeker Diyarı’ydı. Her yer şekere ve rengarenk şekerlemelere ev sahipliği yapıyordu. Ağaçların yaprakları şeker pamuk rengi, gökyüzü ise mavi şekerleme gibi parlıyordu. Bu muhteşem yerde, hayal gücü sınırsız olan çocuklar yaşardı. Özellikle, 4 yaş sihirli masallar dinlemeyi çok seven minik bir kız vardı….

  • Uzun Kuyruklu Tavşan

    Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil bir ormanda yaşayan sevimli bir tavşan varmış. Bu tavşanın ismi Mavi’ymiş. Mavi, sıradan bir tavşan gibi görünse de, onun en belirgin özelliği uzun bir kuyruğa sahip olmasıymış. Diğer tavşanlar onun kuyruğuna pek aldırış etmeseler de, Mavi bu durumu bazen kendine dert edermiş. "Keşke benim de kısa bir kuyruğum olsaydı," dermiş…

  • Küçük Ayıcık ve Renkli Balonlar

    Bir zamanlar, yemyeşil ormanların bir köşesinde, küçük ve sevimli bir ayıcık yaşardı. Adı Mavi’ydi çünkü tüyleri gökyüzü kadar maviydi. Mavi, her gün ormanda dolaşır, ağaçların arasında oyunlar oynar ve rengarenk çiçekleri koklardı. Orada yaşayan diğer hayvanlarla da çok iyi arkadaş olmuştu. Ama Mavi’nin içini kıpır kıpır eden bir şey vardı. Hayallerinin peşinden gitmek istiyordu. Mavi’nin…

  • Pamuk Prenses ve Yıldızlı Gece

    Bir varmış, bir yokmuş. Uzak bir krallıkta Pamuk adında sevimli bir prenses yaşarmış. Pamuk, başkalarının hiç görmediği bir güzellikteymiş; bembeyaz cildi, gözleri gibi parlayan saçları varmış. Herkes onu çok sever, neşesiyle etrafa mutluluk saçar, fakat en çok arkadaşlarıyla oynamaya bayılırmış. Pamuk Prenses’in en sevdiği şeylerden biri de yıldızları izlemekmiş. Her gece penceresinden dışarı bakar, parlayan…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir