Gökkuşağının altında kedi masalı
Bir zamanlar, yemyeşil ormanların arasında, sevimli bir köy vardı. Bu köyde herkes birbirine çok yardımcı olurdu. Yalnızca insanlar değil, hayvanlar da dostluk içinde yaşardı. Köyün tam ortasında büyük bir ağacın gölgesinde, Mavi adında minik bir kedi yaşardı. Mavi, mavi gözleri ve yumuşacık tüyleriyle herkesin sevgilisi olmuştu. Mavi’nin en büyük hayali, bir gün gökyüzünde beliren gökkuşağının altına gitmekti.
Mavi’nin Arkadaşları
Bir sabah, Mavi, pencereden dışarı bakarken gökyüzünde muhteşem bir gökkuşağı gördü. Renkleri o kadar parlak ve canlıydı ki Mavi hemen dışarı fırladı. Hızla arkadaşlarına, Sarı kuş, Yeşil kaplumbağa ve Mor tavşanına haber verdi.
“Arkadaşlar! Gökkuşağının altında bir hazine olduğunu duydum! Hadi oraya gideceğiz!” dedi Mavi sevinçle.
Sarı kuş hemen kanat çırparak, “Ben de gelirim!” dedi.
Yeşil kaplumbağa yavaşça, “Ben de geleyim ama yavaş gidin, benim tempom biraz fazla düşük,” dedi.
Mor tavşan ise iki kulakla neşeyle, “Hızlıca gidelim! Gökkuşağının altındaki hazineyi bulmalıyız!” diye bağırdı.
Mavi, arkadaşlarıyla birlikte yola koyuldu. Ormanın derinliklerine doğru ilerlerken, her birinin aklında gökkuşağının gizemli hazinesi ile ilgili hayaller vardı.
Gökkuşağına Doğru Yolculuk
Yolda ilerlerken, dostlar çok güzel manzaralarla karşılaştı. Mavi, ağaçların arasındaki çiçekleri koklayarak, Sarı kuş gökyüzünde şarkılar söyleyerek, Yeşil kaplumbağa ise derin düşüncelere dalmış bir şekilde yavaşça yürüyordu. Mor tavşan ise etraftaki taze otları yemekten geri kalmadı.
Bir süre sonra, büyük bir nehrin kenarına geldiler. Nehrin suyu oldukça sakin görünüyordu ama oldukça genişti. Mavi, “Bu nehri nasıl geçeceğiz?” diye sordu.
O an Sarı kuş bir fikir söyledi: “Ben uçarak karşıya geçebilirim. Sonra sizleri çiçeklerin üzerinden geçiririm!”
Sarı kuş, Mavi’yi, Yeşil kaplumbağayı ve Mor tavşanı nehrin diğer tarafına uçurdu. Hepsi güvenle karşıya geçtiğinde, sevinçle dans ettiler. Şimdi tek bir adım kalmıştı; gökkuşağının altına ulaşmak!
Bütün dostlar, ormanın derinliklerinde yürümeye devam etti. Gökkuşağının daha da yaklaştığını görebiliyorlardı. Renkler, onları çağırıyordu. “Hazine nerede?” diye merakla sordu Mor tavşan.
Mavi, “Bilmiyorum ama bu gökkuşağının altında çok güzel bir şey olmalı!” diyerek heyecanla yanıtladı.
Gökkuşağı Altındaki Hazine
Sonunda, Mavi ve arkadaşları gökkuşağının tabanına ulaştılar. Gökkuşağı o kadar muhteşemdi ki herkes onun altındaki rengarenk ışıkların etkisine kapıldı. Fakat odanın içinde bir şey dikkat çekiyordu: bir sandık! Mavi, kumanda ettiği cesaretle sandığın yanına gitti.
“Acaba içinde ne var?” dedi. Arkadaşları da hemen yanına geldiler. Mavi, sandığı açtığında karşılaştığı manzara gerçekten büyüleyiciydi. İçerisi zümrüt gibi parlayan taşlarla doluydu; ama en önemlisi, orada bir mesaj buldular.
“Gerçek hazine dostluktur” yazıyordu. Mavi’nin gözleri parladı. “Bu bizim aslında aradığımız şeydi! Hep birlikte olduğumuz için mutluyuz ve bu hazine bizim dostluğumuz!” dedi. Arkadaşları da bu söze katıldılar.
O günden sonra Mavi ve arkadaşları, gökkuşağının altındaki hazineyi her zaman hatırladılar. Onların dostluğu, en büyük hazineydi. Her zaman yan yana olmak ve paylaşmak, onlara en güzel mutluluğu verdi.
Ve böylece, Mavi ve arkadaşları, her yeni güne yeni maceralarla uyanarak günlerini neşeyle geçirmeye devam etti. Gökkuşağının altındaki kedi masalı, dostluklarını güçlendiren bir hatıra olarak onların kalplerinde hep yer aldı. Gökkuşağı, onlara sadece bir hazine değil, aynı zamanda hayallerinin peşinden koşmanın önemini de öğretti.
Yıllar geçse de, Mavi ve arkadaşları, birlikte pek çok macera yaşadılar, fakat her gidişlerinde o güzel gökkuşağını ve onun altındaki hazineyi hatırlayarak dostluklarının değerini daha iyi anladılar. Ve kedi masalı, her zaman yeni nesillere anlatılacak bir hikaye haline geldi, ormanın derinliklerinde dostluk ve sevgi dolu bir şekilde yaşamaya devam ettiler.
