Bir Zamanlar Uçan Ağaç

Bir zamanlar, yemyeşil ormanların ortasında, gökyüzüne uzanan bir çam ağacı yaşardı. Bu ağaç, diğer ağaçlardan farklıydı. Diğer ağaçlar kökleriyle toprağa sıkıca bağlı dururken, o her gece yıldızlara ulaşmak için dallarını uzatır, rüzgarla dans ederdi. Adı Yıldızlı Ağaç’tı. Yıldızlı Ağaç’ın en büyük hayali, bir gün gökyüzüne yükselmek ve oradan tüm ormanı görmekti.

Bir sabah, ağaç uyanınca ormanda bir hareketlilik olduğunu fark etti. Hayvanlar toplanmış, bir şeyler konuşuyorlardı. Yıldızlı Ağaç, merakla dinlemeye başladı. Kırmızı tilki, "Haberiniz var mı? Ormandaki en güzel çiçeği bulmak için büyük bir yarışma düzenlenecek!" dedi. Yıldızlı Ağaç, bu yarışmaya katılan hayvanların hepsinin birbirine yardım edeceğine ve dostluk bağlarını güçlendireceğine inanıyordu. O da bu dostluk dolu yarışmaya katılmak istedi.

Dostluk Yarışması

Yıldızlı Ağaç, diğer ağaçlarla konuşup onlardan yardım istemeye karar verdi. Diğer ağaçlar ona, “Sen çok yükseklere ulaşmak istiyorsan, önce köklerinden güç almayı öğrenmelisin,” dediler. Böylece Yıldızlı Ağaç, ormandaki hayvanlara daha yakın olmak için köklerini güçlendirmeye çalıştı.

İlk olarak, sevimli sincaplar ona yardım etmeye karar verdi. Sincaplar, her sabah Yıldızlı Ağaç’ın dallarından fındık topluyor, onun gölgesinde dinleniyorlardı. Yıldızlı Ağaç fındıkları onlara verirken, onlardan da biraz cesaret almak istedi. "Sizce ben de yarışmaya katılabilir miyim?" diye sordu. Sincaplar, "Elbette! Senin de çok güzel hayallerin var, onları gerçekleştirmek için cesur olmalısın," dediler.

Bir gün, sincaplar Yıldızlı Ağaç’a bir sır verdiler. “Eğer bize yardım edersen, biz de sana bir sır vermek istiyoruz,” dediler. Yıldızlı Ağaç, hemen kabul etti. Sincaplar, ona çiçek toplayacakları bir yer gösterdiler. O günden sonra, Yıldızlı Ağaç ormandaki hayvanlarla daha çok zaman geçirmeye başladı. Onlarla oyun oynuyor, şarkılar söylüyordu. Hepsi arkadaş olmuşlardı ve bu dostluk ilişkisi Yıldızlı Ağaç’ı çok mutlu ediyordu.

Birlikte Güçlü Olmak

Yıldızlı Ağaç ve arkadaşları, yarışmaya hazırlanmak için çalışmalara başladılar. Ormandaki çiçekleri toplarken, birbirlerine yardım ediyor, sevinçlerini paylaşıyorlardı. Yıldızlı Ağaç, sincaplarla birlikte yüksek dallarına çiçekler yerleştiriyor, onlarla birlikte dans ediyordu. Her geçen gün, daha fazla çiçek ve daha fazla renk ormana doluyordu.

Bir gün, yarışma günü geldi çattı. Ormandaki tüm hayvanlar en güzel çiçeklerini yanlarına almıştı. Yarışmanın jürisi, en yüksek dağın tepesinde bulunan güzel bir kuştur. Yarışma başlangıcında, hayvanlar sırayla en güzel çiçeklerini jüriye sunmaya başladılar. Hepsi heyecan doluydu. Yıldızlı Ağaç, sincapların ona getirdiği çiçeklerle hazırladığı güzel aranjmanı sergilemek üzere kendine güvenerek sahneye geçti.

Yıldızlı Ağaç sahneye çıktığında, kuş başını kaldırdı ve ona şöyle dedi: "Sevgili Yıldızlı Ağaç, senin çiçeklerin diğerlerinden daha farklı. Sen, dostluğun ve sevginin sembolü oldun. Ama en önemlisi, bizlere bu yarışmanın sadece bir oyun olduğunu, dostlukların ve birlikte olmanın ne kadar kıymetli olduğunu gösterdin." Bu sözler, Yıldızlı Ağaç’ın kalbinde bir sıcaklık yarattı. Dostlarıyla birlikte olmanın ve onlara yardım etmenin ne kadar önemli olduğunu anladı.

Yıldızlı Ağaç ve arkadaşları, yarışmada büyük bir sevinçle yer aldılar. Herkes şarkılar söylüyor, oyunlar oynuyordu. Yarışmanın sonunda, jüri bir karar aldı: Tüm hayvanlar kazandı! Çünkü hepsi birlikteydiler, dostluklarıyla yarışmaya renk katmışlardı. Jüri, "Dostluk, en güzel çiçektir," diyerek hepsine ödül verdi.

Yıldızlı Ağaç, arkadaşlarıyla birlikte ormana dönerken, gökyüzüne bakıp hayalini yavaşça gerçekleştirdi. Artık, yıldızlar daha yakın görünüyordu. Onun kalbinde dostluğun her zaman yükseklere uçabileceği bir umut vardı.

Eldeki tüm çiçeklerle birlikte gökyüzüne bakarken, Yıldızlı Ağaç bir gün gerçekten de yıldızlara yükselebileceğine inanıyordu. Çünkü dostlarıyla birlikte her şeyi başarabileceği gerçeği, onu gökyüzüne daha da yaklaştırıyordu.

Ve böylece Yıldızlı Ağaç, ormandaki en güzel çiçeği bulmak için çıktığı yolculukta, dostluğun ne kadar değerli olduğunu anladı. Artık o, bir çam ağacı değil, dostlukların ve hayallerin ağaçlarıydı. Hayatındaki 5 yaş kardeşlik masalları her gün ona ilham vermeye devam etti.

Uçan ağaç, gökyüzünde dans ederek ormana dönerken, hayallerinin peşinden koşmaya devam edeceğini biliyordu. Ve hep birlikte, sevinç ve mutluluk içinde yaşadılar.

Son.

Benzer Masallar

Benzer Yazılar

  • Ayışığı Altında Uykucu Tavşan

    Bir varmış bir yokmuş… Yumuşak otların arasına serilmiş küçük bir tepe varmış. Bu tepenin eteklerinde, pamuk gibi bembeyaz bir tavşan yaşarmış. Adı Pofuduk’muş. Pofuduk’un en sevdiği şey, gün batımından sonra gökyüzünü dinlemekmiş. Evet, gökyüzü konuşurmuş; çünkü rüzgâr her akşam ağaçların yapraklarında fısıltılar taşır, yıldızlar ise usul usul göz kırparmış. Pofuduk o akşam da ay ışığının…

  • Uzayda Kaybolan Yıldız

    Bir zamanlar, parıltılı yıldızların arasında, küçük bir gezegen olan Zirnaya’da, neşeli bir çocuk yaşarmış. Adı Mavi’ydi. Mavi, uzayı çok severdi. Her gece penceresinin önüne oturur, yıldızlara bakar ve onları hayal ederdi. Özellikle de 6 yaş uzay masalı dinlemeyi çok severdi. Anne ve babası, her akşam ona farklı bir uzay hikayesi anlatırdı. Bir gece, Mavi uykudan…

  • Kayıp Şehir Masalı

    Bir zamanlar, yeşil ormanların arasında saklı bir köy varmış. Bu köyün adı Bahar Köyü'ymüş. Bahar Köyü, rengarenk çiçekleri, güzel kuş sesleri ve neşeli insanlarıyla ünlüymüş. Ancak köyün çocukları arasında bir efsane dolaşırmış. Efsaneye göre, ormanın derinliklerinde kayıp bir şehir varmış; bu şehirde sihirli güçlere sahip yaratıklar yaşarmış. Herkes bu kayıp şehir masalına büyük bir ilgiyle…

  • Dinozor Arkadaşım

    Bir zamanlar, uzaklarda yeşil ormanlarla kaplı bir köy vardı. Bu köyde yaşayan çocuklar, her gün hayallerinin peşinden koşar, maceralar yaşarlardı. En sevdikleri şey ise, dinozorlar hakkında masallar dinlemekti. Her akşam, köyün en yaşlı kadını olan Nene Zeynep, çocuklara dinozorlar ve onların cesur maceraları hakkında hikayeler anlatırdı. Bir gün, küçük Ege, Nene Zeynep'in masalına o kadar…

  • Kayıp Renklerin Ülkesi

    Bir zamanlar, çok uzaklarda Kayıp Renklerin Ülkesi adında bir yer vardı. Bu ülke, rengarenk çiçeklerin açtığı, gökyüzünün mavi olduğu ve nehirlerin pırıl pırıl aktığı bir yerdi. Ancak bir gün, kötü kalpli bir cadı, bu güzel ülkenin renklerini çaldı. Ülke, karanlık ve soğuk bir yere dönüştü. Çiçekler soldu, gökyüzü gri oldu ve nehirler sulak bir çamur…

  • Küçük Bahar ve Renkli Düşler

    Bir zamanlar, yemyeşil ormanların arasında, sıcak bir bahar sabahı, minik ve sevimli bir kız çocuğu yaşardı. Adı Bahar'dı. Bahar, bu sıcak sabahın tadını çıkarmak için dışarıda oyun oynamaya karar verdi. Rüzgâr hafifçe esiyor, kuşlar neşe içinde şarkı söylüyordu. Bahar, tüm bu renkli seslerin arasında, hayal gücünün en derin köşelerine yolculuk yapmayı çok severdi. Bahar, en…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir