yıldızlı sandalye masalı

Yıldızlı Sandalye

Zeynep adında hayal gücü geniş bir kız, her gece pencereden yıldızlara bakıp “Acaba onların dünyası nasıl?” diye düşünürdü. Annesinin her gece anlattığı masallar onu uykuya daldırsa da, içinde bir keşfetme arzusu hiç bitmezdi.

Bir gece, içinden sessizce dilekte bulundu: “Yıldızlı Sandalye, lütfen bu gece bana gel.” O anda odasının ortasında mor renkli, gümüş işlemeli bir sandalye belirdi.

Sandalyeye oturur oturmaz, hafifçe göğe yükselmeye başladı. Zeynep yıldızların arasına karıştı ve her birine isimler verdi: “Pamuk Yıldızı”, “Limon Yıldızı”…

Yolculuğu sırasında yıldızların koruyucusu Altay ile tanıştı. Altay ona üç görev verdi:

  • Sessiz yıldızı konuşturmak
  • Karanlık bulutu aydınlatmak
  • Ayın kayıp parçasını yerine koymak

Zeynep her görevi cesaretle tamamladı. Görevleri bittiğinde Altay ona şöyle dedi: “Artık sen bir yıldız elçisisin.”

Sandalye onu yatağına geri getirdi. Sabah olduğunda başucunda şu not vardı: “Hayallerin kadar yükseğe uçabilirsin.”

Ve o günden sonra Zeynep her gece kendi masallarını yazmaya başladı…

Benzer Yazılar

  • Kayıp Ay Işığı

    Günlerden bir gün, Göknur adında küçük bir kız geceleri gökyüzüne bakmadan asla uyuyamazmış. Her akşam pencerenin önüne oturur, ayı izler, yıldızlarla konuşurmuş. Ama bir gece, o çok sevdiği ay ortadan kaybolmuş! Gökyüzü karanlıktı, yıldızlar bile sessizdi. Göknur şaşkınlıkla annesine koşmuş:“Anne! Ay yok… Ay kayboldu!”Annesi gülümsemiş:“Belki başka bir yere ışık vermeye gitmiştir,” demiş.Ama Göknur buna inanmamış….

  • Kayıp Ay Işığı – Geceyi Aydınlatan Cesur Tavşan

    Bir zamanlar, Uykulu Ormanı’nın derinliklerinde yaşayan minik bir tavşan vardı. Adı Pufidik’ti. Pufidik, tüm gün ormanda zıplar, çiçek koklar ve arkadaşlarıyla oyun oynardı. Ama onun en sevdiği şey, geceleri gökyüzüne bakıp parlak Ay’ı izlemekti. Ancak bir gece, gökyüzüne baktığında Ay yerinde yoktu! 🌌 “Ay kaybolmuş!” dedi Pufidik, gözleri kocaman olmuştu. Herkes uyuyordu ama Pufidik endişeliydi….

  • Ayakkabısız Krallık

    Bir varmış bir yokmuş… Uzak diyarların birinde, ayakkabı giymenin yasak olduğu bir krallık varmış. Bu krallığın adı Ayakkabısız Krallıkmış ve halkı yere çıplak ayakla basmanın doğayı hissetmenin en güzel yolu olduğuna inanırmış. Bu krallıkta yaşayan küçük bir çocuk varmış: Zeno. Zeno her gün çimenlerde koşar, nehir kenarlarında yürür, taşların üzerinden atlayarak oynarmış. Fakat bir gün…

  • Fısıldayan Ağaçlar Ormanı

    Bir zamanlar, insanların uğramaya çekindiği, gizemli ama büyülü bir orman varmış. Bu ormanın adı Fısıldayan Ağaçlar Ormanıymış. Çünkü burada yaşayan ağaçlar, rüzgâr estiğinde sadece yapraklarını hışırdatmakla kalmaz, aynı zamanda fısıltılarla konuşurlarmış. Küçük bir köyde yaşayan Lina, meraklı ve cesur bir kızmış. Herkes ormana gitmekten korkarken, Lina geceleri penceresinden gelen ağaç fısıltılarını duyuyormuş. Bir gece, fısıltı…

  • Kayıp Zaman Saati

    Bir zamanlar, zamanı ölçen saatlerin bile unuttuğu bir kasaba varmış: Zamandura. Bu kasabada insanlar hiç acele etmez, çocuklar gün boyunca oyun oynar, büyükler çay içerken gökyüzüne bakarmış. Ama herkesin evinde bir Zaman Saati varmış. Bu saatler, zamanı değil, duyguları ölçermiş. Eğer mutluysan hızlı, üzgünsen yavaş çalışırmış. Ve kimsenin saati diğerininkiyle aynı çalışmazmış. Küçük Ela, sabah…

  • 🌙 Uyku Masalı: Yıldızlar Ülkesi ve Küçük Ayışığı

    Bir varmış bir yokmuş… Gökyüzünün en yükseklerinde, insanların gözleriyle göremediği kadar uzaklarda, kocaman bir ülke varmış. Bu ülkenin adı Yıldızlar Ülkesiymiş. Burada parlayan yıldızlar yaşar, her biri gece olunca gökyüzüne çıkıp ışıklarını dünyaya gönderirmiş. Ama yıldızların arasında çok özel biri varmış: Küçük Ayışığı. Küçük Ayışığı diğer yıldızlardan farklıymış. Çünkü onun ışığı ne sarı, ne beyaz,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir